Haber Detayı
19 Temmuz 2018 - Perşembe 00:14 Bu haber 8593 kez okundu
 
Yecüc Mecüc
TASAVVUF Haberi
Yecüc Mecüc

Bismillâhirrahmânirrahîm


83. (Resûlüm!) Sana Zülkarneyn hakkında soru sorarlar. De ki: Size ondan bir hatıra okuyacağım.
84. Gerçekten biz onu yeryüzünde iktidar ve kudret sahibi kıldık, ona (muhtaç olduğu) her şey için bir sebep (bir vasıta ve yol) verdik.
85. O da bir yol tutup gitti.
86. Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar buldu. Onun yanında (orada) bir kavme rastladı. Bunun üzerine biz: Ey Zülkarneyn! Onlara ya azap edecek veya haklarında iyilik etme yolunu seçeceksin, dedik.
87. O, şöyle dedi: «Haksızlık edeni cezalandıracağız; sonra o, Rabbine gönderilecek; sonra Allah da ona korkunç bir azap uygulayacak.»
88. «İman edip de iyi davranan kimseye gelince, onun için de en güzel bir karşılık vardır. Ve buyruğumuzdan, ona kolay olanını söyleyeceğiz.»
89. Sonra yine bir yol tuttu.
90. Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu öyle bir kavim üzerine doğar buldu ki, onlar için güneşe karşı bir örtü yapmamıştık.
91. İşte böylece onunla ilgili her şeyden haberdardık.
92. Sonra yine bir yol tuttu.
93. Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldu.
94. Dediler ki: Ey Zülkarneyn! Bu memlekette Ye'cûc ve Me'cûc bozgunculuk yapmaktadırlar. Bizimle onlar arasında bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi?
95. Dedi ki: «Rabbimin beni içinde bulundurduğu nimet ve kudret daha hayırlıdır. Siz bana kuvvetinizle destek olun da, sizinle onlar arasına aşılmaz bir engel yapayım.»
96. «Bana, demir kütleleri getirin.» Nihayet dağın iki yanı arasını aynı seviyeye getirince (vadiyi doldurunca): «Üfleyin (körükleyin)!» dedi. Artık onu kor haline sokunca: «Getirin bana, üzerine bir miktar erimiş bakır dökeyim» dedi.
97. Bu sebeple onu ne aşmaya muktedir oldular ne de onu delebildiler.
98. Zülkarneyn: Bu, Rabbimden bir rahmettir. Fakat Rabbimin vâadi gelince, O, bunu yerle bir eder. Rabbimin vâadi haktır, dedi.


Kehf suresi - TDV Meali

 

Yukarıdaki mealde manalar doğrudur. Kur'an'ın tamamına yanlış meal verilmemiş olsada büyük bir kısmında mealler ne yazık ki yanlış verilmiş durumdadır. Şimdi Kehf suresinin derin manalarını içeren sırlarına bakalım:


Öncelikle şunu belirtelim ki Kehf suresinin sırlarını yazmakla bitiremeyiz. Bu sure Ledün ilminin giriş kapısıdır. Bu surede geçmiş zamanların ve gelecek zamanların boyutları arasında yaşayan insanların ve diğer varlıkların kaderlerinin anlatıldığı levh-i mahfuzun örtülü sayfaları vardır. Kehf suresinin manevi gözleri bu olaylara bakar, derinlerden gelen sesler, lafızlar bu surede duyulur.

 

Daha önceki yazılarımızda Hz. Zülkarneyn (a.s.)'den bahsetmiştik. Bu Muhteşem zat, zamanlar arasında ve kainatta seyahat eden ve Allahü Teâlâ'nın kendisine bahşettiği “SEBEB” sırlarına derin vakfiyeti bulunan bir Peygamberdir. SEBEB, zamanlar arası ve kainatta gezegenler arasında seyahat etme vasıtasıdır. SEBEB iki şekilde kullanılır. Birincisi; yedi bedenin ayrı ayrı Nur Bedenlere ayrılması ile olur. İkincisi; madenleri uzay gemilerine ve madenden ışığa çevirmekle olur. Hatta Sebeb ile bütün elementlerin yapılarına hükmedilir ve yapıları değiştirilebilir. Çünkü Sebebe sahip olan Allahü Teâlâ'nın Halifesidir. Hz. Zülkarneyn (a.s.) de Allahü Teâlâ'nın Halifesi idi. Hala da o haldedir.


Bismillâhirrahmânirrahîm


Kehf-83: Ve yes'eluneke an zil karneyn kul seetlu aleyküm minhü zikra

“Sana Zülkarneyn'den sorarlar, deki size ondan bir kıssa anlatacağım”
 

Kehf-84: İnna mekkenna lehu fil erdı ve ateynahü min külli şey'in sebeba
 
“Muhakkakki biz onu Sebeble güçlendirdik. Yerde (ve Kainatta) ona her kuvveti verdik”
 
Ayette de anlaşıldığı gibi Allahü Teâlâ, Hz. Zülkarneyn (a.s.)'a yerde ve gökte görevlerini sürdürebilmesi için SEBEB vasıtasını vermiştir.
 

Kehf-85: Fe etbea sebeba
 
“sebebe tabi oldu”

 
Bu ayette Hz. Zülkarneyn (a.s.)'ın Sebebe tabi olmakla Sebebin gücüne sahip olduğu anlatılıyor yani Hz. Zülkarneyn (a.s.) yerde ve gökte Allahü Teâlâ'nın izniyle dilediğini yapabilir kuvvete sahip olmuştur.
 

Kehf-86: Hatta iza belağa mağribeş şemsi vecedeha tağrubü fı aynin hamietiv ve vecede ındeha kavma kulna yazel karneyni imma en tüazzibe ve imma en tettehıze fıhim husna
 

“Güneşin uzak olduğu ve ısısının tesir etmediği bir gezegene varınca orada volkanın akıntısında ısınan bir toplum buldu dedik ki; Ey Zülkarneyn dilersen onları bu yerden kurtarırsın dilersen orada bırakırsın”
 
Hz. Zülkarneyn (a.s.) o toplumu o gezegenden alarak SEBEB'e bindirip yaşanılabilir bir dünyaya götürmüştür. Gerekende buydu, Peygamberler zayıflara düşkünlere merhametlidir.
 

Kehf-87: Kale emma men zaleme fe sevfe nüazzibühu sümme yüraddü ila rabbihı fe yüazzibühu azaben nükra
 
“(Zülkarneyn) dedi ki; zulmedenlere azap edeceğiz. Sonra onlar Rabbine döndürülür. Nakurun azabına uğrar”
 

Bu ayette Hz. Zülkarneyn (a.s.) kurtardığı topluma hitaben bu sözleri söylüyor. Görev yaptığı dönemlerde galaksimiz içerisindeki bir kısım Güneş sistemleri, zamanımızda olduğu gibi, galaksimizin merkezinde bulunan Karadeliğe (NAKUR) yakın bir yörüngede idiler. Buna bizim dünyamız da dahildi. Kurtardığı topluma; “sizler iyilerden olmasaydınız sizi burada bırakmakla azap ederdik ve Nakurunda azabına uğrardınız" diyor.


Hz. Zülkarneyn (a.s.) iyi toplumlara iyilikle muamele  etmiştir. Kötü toplumlara da kötülükle karşılık vermiştir.
 

Kehf-88: Ve emma men amene ve amile salihan fe lehu cezaenil husna ve senekulü lehu min emrina yüsra
 
“Lakin kim salih amel işleyip Allah'a yönelirse onlara mükafat olarak kolay anlaşılan güzel söz söyleyeceğiz”
 
Bu ayete Allahü Teâlâ'ya yönelenlerin o ilimleri kolaylıkla alabileceğine işaret var.
 

Kehf-89: Sümme etbea sebeba
 
“sonra yine Sebebe tabi oldu”
 

Kehf-90: Hatta iza belağa matliaş şemsi vecedeha tatlüu ala kavmil lem nec'al lehüm min duniha sitra
 

“Güneşin aniden doğduğu yere varınca orada bir toplum buldu. Biz onlara Güneşin tesirinden korunacak bir gölgelik vermemiştik.”
 
Ayete göre Hz. Zülkarneyn (a.s.) öyle bir gezegene gidiyor ki orada ne gölgesine sığınılacak bir dağ ne de ağaçlar var. Oranın halkı direk güneş ışınlarına maruz kalıyorlar. İşte bu İnsanların vücut yapıları da o iklime göre gelişmiştir. Haliyle büyük ve beyazı olmayan siyah gözlere sahipler ve güneşin ışınlarını yansıtacak kılsız vücutları var. İşte bu yer Yecüclerin yaşadığı gezegendi. Onların bir kısmı daha iyi yaşanılacak bir dünya arayışında idiler. Bu sebeple o dönemde bizim dünyamızı istilaya başlamışlardı. Mayalar döneminde de Amerika kıtasını istila halinde idiler. Hz. Zülkarneyn (a.s.) Yecüclerin nasıl bir yerde yaşadıklarını görmek için oraya gitmişti.

 


 

Kehf-91: Kezalik ve kad ehatna bima ledeyhi hubra
 
“böylece biz onun yanındakilerden haberimiz vardı”

 
Kehf-92: Sümme etbea sebeba
 
“sonra yine Sebebe tabi oldu”

 
Kehf-93: Hatta iza belağa beynes seddeyni vecede min dunihima kavmel la yekadune yefkahune kavla
 
“sonra iki sed (dünya) arasında dolaşınca hiç söz anlamayan (yecüc ve mecüc kavmini) dünyada buldu”
 
 
Kehf-94: Kalu ya zel karneyni inne ye'cuce ve me'cuce müfsidune fil erdı fe hel nec'alü leke harcen ala en tec'ale beynena ve beynehüm seda
 
“Dediler ki; Ey Zülkarneyn Yecüc ve Mecücler dünyamızda fesat çıkarıyorlar, onlarla bizim aramıza bir set çekmen için sana ücret verelim”
 
Yecüc ve Mecüc inançsız toplumlardır. Bizim dünyamızı Mayalar ve Sümerler döneminde bir defa daha istila etmeye çalışmışlardır. Fakat o dönemlerde de Hz. Zülkarneyn (a.s.) engeliyle karşılaşmışlardır.
 

Kehf-95: Kale ma mekkennı fıhi rabbı hayrun fe eıynunı bi kuvvetin ec'al beyneküm ve beynehüm redma
 
“Zülkarneyn; Rabbimin bana verdiği sebep sizin verginizden daha hayırlıdır, siz bana tüm gücünüzle yardım edin, onların geldiği (gök kapısına) sed yapayım”

 
Resulullah Efendimiz (s.a.v.) gelmeden önce gök kapıları herkese açıktı. Kainatın içinden dünyamıza art niyetli inançsız insanlar ve cinler serbestçe geliyorlardı. Hata cinler zamanın kahinlerine göklerden bilgi getiriyorlardı. Saffat suresinde Allahü Teâlâ bu olayı açık bir şekilde haber veriyor:


“Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk.
Onlar, artık mele-i a'lâ'ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar.
Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır.
Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.”
Saffat-7-8-9-10 (TDV Meali)

Bu ayetlerin derin manalarını ileride açacağız İnşallah.


İşte o dönemde Hz. Zülkarneyn (a.s.) sadece Yecüc ve Mecüclerin dünyaya gelen yollarına sed çekmişti.


Kehf-96: Atuni züberal hadıd hatta iza sava beynes sadafeyni kalenfühu hatta iza cealehu naran kale atunı üfriğ aleyhi kıdra
 
“Büyük demir kütleleri getirin iki ucu aynı seviyede (pozitif ve negatif)  oluncaya ve manyetik rüzgar çıkıncaya ve demir kütlesi ateş halini alıncaya kadar dönderin. Onun ortasında (oluşan sinyali gök kapısına) boşaltayım”
 
Bu ayetin de anlattığı şudur: Hz. Zülkarneyn (a.s.) iki büyük demir kütlesini bir araya getirip bir milin üzerinde birbirine ters yönde döndürerek (ki bu döndürme işlemini o yörenin halkı yapıyordu) bir çeşit sağlam alaşımlardan yapılmış, ateşe dayanıklı miller ve dişliler ile dev demir kütlesini ters yönde döndürüyordu. Bu cihazı Hz. Zülkarneyn (a.s.) inşa etmişti.


Bu manyetik cihazdan çıkan ters sinyalleri gök kapısına yollayan Hz. Zülkarneyn (a.s.) böylelikle o kapıya set çekmiş oldu. Böylece Yecüc ve Mecüc uzun müddet dünyamıza gelemediler. Dünyada kalanlar ise öldürüldü. Öldürülen Yecüc ve Mecücler Mayaların yerleşim yerlerinde yerin yüzlerce metre altına gömüldü. Bugün Arkeolaoglar o derin mezarları keşfettiler ve binlerce kemik parçasını hala inceliyorlar.

 


 

Kehf-97: Femestau ey yazheruhü ve mestetau lehu nakba
 
“ O Seddi aşamadılar delemediler”

 
Kehf-98: Kale haza rahmetüm mir rabbı fe iza cae va'dü rabbı cealehu dekka' ve kane va'dü rabbı hakka
 
“Deki: Rabimin vaadi haktır, vakti gelince Rabbim (o Seddi)  deler”
 
Ve vakit geldi o sed delindi.


Yecücler yaklaşık yetmiş sene önce dünyayı ele geçirmeye çalışan gizli dünya devletinin yetkilileri ile temas kurdular. Amaçları onları kullanıp dünyamızı istila etmektir.

 

Yecücler boyları kısa olanlardır, aynı kavmin bir de uzun boyluları var onlar da Mecüclerdir. Mayaların ve Sümerlerin tabletlerini ve bıraktıkları eserleri inceleyenler, onların arasında Yecüc ve Mecüclerin katledilmeden önce bıraktığı mesajları buldular. Önemli bilgileri aldıktan sonra bu belgeleri yaktılar. Bu belegeleri yakan ise bir Papazdır.


Meksika'nın ilk başpiskoposu Don Juan de Zumarrage, dev bir otodafede eline geçebilen bütün yazmaları yakmıştır.
Daha sonra bu bilgiler Hitler'in eline kasıtlı olarak verildi. Uzaydaki Yecüclerle temas kuran Hitler bu sayede ufo teknolojisine sahip oldu. Amaç Yecüclerin yardımı ile dünyaya hakim olmaktı. Hitler Afrika kıtasını Yecüclere tahsis etti. Bu sebeple Afrikadaki savaşlarda milyonlarca insan katledildi. Ve Afrika fakirleştirildi, ekonomik ve teknik gelişimi engellendi. Şu an aynı oyunu Amerika'yı yöneten gizli güçler oynuyor. Yecüclere ve Mecüclere, teknoloji karşılığında dünyaya yerleşmeleri için büyük imkanlar sağladılar.


İşte Maya takvimin bu sene bitmesinin sebebi; Yecüc ve Mecüclerin 2012'de dönecekleri mesajının önceden verilmiş olmasıdır. Bu sene dönerler mi bilemem ama dikkat ederseniz 60 yıl önce tek tük görünen Yecüc milleti artık filolarla geliyorlar. Armegeddon savaşında dünya insanlarının en büyük düşmanı Deccalin gizli ordusu bu Yecüclerdir. Onlara ait bilgiler büyük bir titizlikle gizleniyor.


Bu düşmana karşılık Evrenin derinliklerinden inançlı bir kavim daha geliyor.  Onlarda Huzuru Peygamberden aldıkları emirle yola çıktılar.


Allah yardımcımız olsun.


Cafer İskenderoğlu

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: Yecüc, Mecüc,
Yorumlar
Haber Yazılımı